Etiketler

, , , , , , , , , , , , ,


Amerikan Kültürü ve Edebiyatı okuyorsanız Washington Irwin’i duymamanız neredeyse imkansızdır. İstanbul Üniversitesi’nin bu bölümünde Irwin ile tanışıklığımız Kısa Öykü dersine dayanıyor. Daha sonradan filminin olduğunu öğrendiğim ve izlediğimde Tim Burton’ın dokunuşlarını fazlasıyla hissettiğim hikayede yalnızca gizli saklı bir süvari yok. Aynı zamanda Amerikan tarihine dair de bilgiler var. Ichabod Crane New York’un henüz gelişmemiş, tamamen doğanın kucağında olan Sleepy Hollow köyüne gelir. Bu köyde herkes bir gariptir çünkü köyün hayaletler tarafından ele geçirildiği düşünülmektedir. Köydeki herkesin birbirinden garip özellikleri vardır. Müdür olmak için Sleepy Hollow’a gelen Crane’in de başına gelecekler vardır tabii ki de.

Köyün en zengin adamının kızı olan Katrina Van Tessel’ın gönlünü kazanmaya çalışan Crane, gerçekleştirilen özel gecede Kesikbaşlı Hayalet Süvari’nin peşine düşer. Tüm olaylar bu noktadan sonra gelişir ve son bulur.

The Legend of Sleepy Hollow’da 7 farklı ana tema vardır. Bunlar sırasıyla:

1- Hikaye anlatmada doğruluk

2- Hayal gücünün gücü 

3- Amerika’daki sınıf ayrımının eksikliği

4- Amerika’daki imkan çokluğu

5- Amerika’nın tarihi eksikliği

6- Doğal ve doğal olmayan

7- İnsan bencilliği

Bu 7 farklı ana temayı sırasıyla inceleyeceğim fakat dikkat çekmem gerekir ki kitap ile film arasında tabii ki farklılıklar vardır. Ben kitapta üzerinde durulan temalar üzerinden hareket edeceğim ve son olarak filmden alıntılama yapacağım. Hem kitap hem de film bir arada olmuş olacak.

1- Hikaye anlatmada doğruluk: Kitabın başında Washington Irwin bir karakter yaratır ve bu karater Sleepy Hollow hikayesinde Crayon’dur. Diedrich Knickerbocker’ın sayfaları arasında hikayeyi bulan Crayon hikayenin sonunda da Diedrich Knickerbocker’ın bu hikayeyi başka bir adamdan duyduğunu öğrenir. Mesele biraz karışıktır fakat bu ilk olarak hayalet hikayelerinin nasıl kulaktan kulağa yayıldığı konusunda en büyük nokta atışını yapan kısımdır. Aynı zamanda hikayenin güvenirliğini sarsmaktadır. Hem anlatıcı hem de yazar bizi bu deneyimde bir karmaşaya sürükler. Bu yüzden oturup hikayenin yazılış üzerine düşünmemiz gerekir. Bu bana biraz Don Quiote’yi hatırlatıyor.

2- Hayal gücünün gücü: Sleepy Hollow’a gelen Ichabod Crane de hayalet hikayeleri okumayı seven, çocukları bu hikayeler ile korkutan bir adamdır. Hayal gücü gelişmiştir. Hayatında öyle bir deneyim yaşamak ister ki gerçekten her şeyin doğa üstü olduğunu anlayabilsin, bu sayede hayal gücü de gerçekleşmiş olsun diye. Bu açıdan Sleepy Hollow Ichabod için dünyanın en güzel yeridir. Kulaktan kulağa anlatılan hikayeler ve bulunduğu yerin o karartıcı havası onu mutlu eder.

3- Amerika’daki sınıf ayrımının eksikliği: Bu konuda Amerika ile Avrupa arasında bir karşılaştırılma yapılır. Avrupa’da eğer isminin başında bir unvan yoksa oradaki en yetkili kişinin kızına talip olamazsınız. Bunun için savaşmanız gerekirse ölmeniz gerekir. Ancak Amerika’da işler böyle değildir.  Paranız olduğu sürece sahip olabileceğiniz bir statü vardır. Keskin bir ayrımdan çok herkesin herkese kendini eş görebileceği bir durum söz konusudur. Aynı zamanda seçim yapan kadınlar da kendi pozisyonlarından daha aşağılarda birilerini seçmekte bir sakınca görmezler. Tam olarak bir sınıf ayrımı görmek zordur.

4- Amerika’daki imkan çokluğu: Yaşam tarzı nasıl olursa olsun Amerika’da yaşayan birilerinin kıtlık çekmeyeceği üzerinde duran bir tema bu. Ichabod Crane çok tembel bir adam olmasına rağmen oldukça iyi şekilde besleniyor. Hiçbir zaman aç kalmıyor ve kendisini kimseden daha aşağıda hissetmiyor. Crayon Amerika’nın doğal kaynaklar açısından oldukça zengin olduğunu bu tema üzerine yoğunlaştırıyor.

5- Amerika’nın tarihi eksikliği: Bu konuda dikkat çeken açıklama Amerika’nın kendi hayalet hikayelerini yaratamayacak kadar geçmişe sahip olmaması. Acı ama gerçek. Amerika’da anlatılan korku hikayeleri, hayaletler ve diğer tüm yaratıklar Avrupa’dan on numara ithal edilmiş hikayeler. Amerika’nın keşfinde sonra hızlı bir şekilde yerleşmeleri ve yerlileri kovmaları nedeni ile de yerlilerin hikayelerini de dinlememiş oluyorlar. Doğal olarak bulunduklara yere dair herhangi bir korku hikayesi üretebilecek durumda henüz değiller. Daha sonra BigFoot, Kocaayak gibi bir yaratık ortaya çıkarıyorlar ama sanırım onun da menşei Amerika değil.

 6- Doğal ve doğal olmayan: Hikayenin büyük bir kısmı doğal hayata ve gerçek maddelere dayanırken diğer kısmının doğaüstü olaylar ile kaplı olması bir ikilik yaratıyor. Washington Irwin’in yaratmak istediği de bu aslında. Sleepy Hollow’da doğaüstünün o kadar etkisi var ki yaşanılan doğal olaylar dahi doğaüstü olarak görülmeye çalışılıyor.

7- Bencillik: Ichabod’un Katrina ile birlikte olmasını amaçlamasında gerçeğin aşk yerine materyal bir dünya olması, Katrina’nın Brom’dan kaçış olarak Ichabod’u kullanması gibi durumlar karakterlerin hayatlarını daha bencil düşünceler etrafında toparladığının bir göstergesi oluyor.

Filme geçtiğimizde ise Ichabod yaşanılan cinayet olayları dolayısıyla Sleepy Hollow’a giden bir adam. İşin içine biraz Stephen King kaçıyor. Filmde gerilmeniz ve ne olacağını merakla beklemeniz mümkün. Johnny Depp ve Cristina Ricci’nin tüm parçaları bir araya getirerek bu hikayenin içinde yok olmalarını izlemek de oldukça güzel.

Ichabod Crane: Villainy wears many masks, none of which so dangerous as virtue… 

Dr. Thomas Lancaster: Enough have died already. It is time we confess our sins! 

Açık konuşmak gerekirse Ichabod Crane filmde daha karizmatik. The Legend of Sleepy Hollow’daki gereksiz adam değil.

Reklamlar