Etiketler

, , , , , ,


Biliyorum ki içimizde Samuel L. Jackson’ı ölümüne sevenler var. Böyle bir açıklamaya sanırım 10 tane daha aktör ve aktris için yapabilirim. Sinema dünyasında ne yapsa güzel olan, elini attığı işi güzelleştiren adamlar ve kadınlar var. Yerim.

Unthinkable’ı henüz bitirmişken ve hazır dumanı üzerinde tütüyorken yazayım dedim. Amerika’nın dış politikasına inceden inceye değdirme yapan ve bir terörizm olayının üzerine kurulan senaryosu ile ilk başta size sıradan görünebilir. Aslına bakarsanız tüm polisiye filmler her türlü sıradan gelecektir çünkü hatim ettik hepsini.

unthinkable-dusunulemez-izle

Unthinkable’ı bu kadar “Düşünülemez” yapan şey ise Matrix’in Trinity’si Unthinkable’ın Ajan Brody’sinin terörizm eylemini gerçekleştirecek olan Yusuf ile konuşurken söyledikleri:

Çoktan kazandığını göremiyor musun?  Bizlerin, gerçekte nasıl insanlar olduğumuzu kanıtladın.

Tüm film boyunca belki de en çok etkilendiğim nokta buydu. Daima içimizdeki şeytan modunda hareket ettiğim için olabilir. İmkan sağlandığında ve şartlar zorunlu kılınıyor gibi göründüğünde bile insanın içinden çıkan o vahşiyi görmemize neden oluyordu Yusuf. Bir yandan yüz binlerce insan vardı ölecek olan fakat bir yandan da an be an işkencenin soğuk yüzü ile bir olan bir adam.

İşkenceyi haklı kılan hiçbir şeyi şimdiye kadar savunmadım, aksine barış melekliği kıvamında “Neden böyle oluyor canım?” diye düşünenlerdenim fakat film boyunca kendi kendime şu soruyu sordum: Orada H’in yerinde sen olsaydın ne yapardın? Kendini tüm işkence türlerine hazırlamış olan bir adama karşı neyi kullanırdın? Eğitimli bir teröristle karşı karşıya kalsan neleri feda eder, hangi kötü yanlarını safra gibi dışarı atardın?

Böyle filmleri izledikçe kendimi kötü hissediyorum. İşkence edilene karşı hissettiğim müthiş empatinin yerini bazen tiranlık alabiliyor. İnsan kendinden ve yapabileceklerinden işte bu yüzden daima korkmalı.

Unthinkable Trailer

Reklamlar