Etiketler

, , , , , , , , , , , ,


İzleme listemde bulunup da uzunca süre beklettiğim filmler oluyor. Her seferinde yeni bir mazeret bulup izlememezlik yapmak gibi problemlerim var. Aynı şey kitaplarda da olmuyor değil. Bu belki de bende kronik bir durum.

Akşam yatmadan önce huzurlu bir şeyler izleyip, biraz da kitap okuyup iyi bir uyku çekmek istiyordum. Sürekli gözüme çarpan fakat açıp da altyazı bulmaya üşendiğim filmi açtım. Le Concert. Türkçeye Paris’te Son Konser olarak çevrilmiş film. Bana kalırsa daha o filmin Türkçe adı O Konser olmalıydı. Anlatacağım.

Kısa filmlerden çok hoşlanırım. Upuzun fakat müthiş filmler de izlemişliğim vardır. Yine de kısa filmler 1-0 önde başlar benim için. Le Concert izleme listemdeki diğer filmlere göre daha kısaydı. İyi ki öyleymiş. Maestroluğu elinden alınmış bir adam 30 sene sonra binbir katakulli ile maestroluğunu geri almaya uğraşır. Kadroyu tekrar kurup Paris’te Bolchoi olarak konser vereceklerdir. Bu olayın etrafında gelişen ve insana yeniden klasik müzik dinleme ihtiyacı hissettiren film benim için üst raflara yükseldi hemencik.

le-concert-izle

Çaykovski’yi aklında yüz binlerce kez çalmış olan maestromuz bir deliliğe ulaşmak ister ve deliliğe ulaşmasına yardım edebilecek en önemli kişi de -spoiler içerir- kendisi ile aynı deliliğe yükselebilmiş arkadaşının kızıdır çünkü bu kız annesi kadar kemanda iyi, hisli ve kabiliyetlidir.

Filmin son sahnesine kadar sürekli olarak bir aksilik peşinde koştum. Sanki o son konser hiç olmayacakmış gibi, rezalet bir gösteri sunacaklarmış gibi. Bir yandan da içim “Ama o zaman film hiç güzel olmaz ki” minvalinde ekolar yapıyordu.

Sonuç çok güzel oldu, yaklaşık 7 dakikalık bir Çaykovski dinleme şansı bulduk, hem de oldukça güzelinden. Bir dönem klasik müziğe sarıp da bir sürü eser dinleyen ben hemen ardından Çaykovski dinleme ihtiyacı duydum. Keşke o sardığım dönemde daha çok içine girebilseymişim dedim müziğin. Daha çok araştırsaymışım ve küçük çapta, kendi çapımda, kendi boyumda bir minnak guru olabilseymişim.

Olamıyor insan. İşe tembellik girdiğinde her şey yarım kalıyor.

O Konser, son bir haftadır Mr.Nobody’den sonra izlediğim en iyi ikinci film oldu.

Benim için bir O Konser olacaksa ayrıca, Tool’un İstanbul’a gelip konser verdiği gündür. Peki sizin O Konser’iniz hangisi olabilir? Ya da hangisidir? 🙂

Le Concert Trailer

Reklamlar