Etiketler

, , , , ,


Aslında mesele konuşmak değildir. Evet, mesele aslında konuşarak değil konuşmadan da anlatabilmektir. Film isimlerini çevirirken anlamdan uzaklaşmaya hazır olan arkadaşlarımızın bir oyunu bence Bir Konuşabilse. Film boyunca ortada gerçek bir iletişimsizlik var fakat Lost In Translation’daki anlamı daha doğru verebilecek mutlaka bir isim vardır.

Bob ve Charlotte mutsuzluklarını yanlarında taşıyan ve bu sebepten dolayı uyumakta dahi zorluk çeken iki karakter. Bob 25 senelik evlidir ve onun için her şey artık sadece basit seçimlere evet ya da hayır demekten ibarettir. Charlotte ise 2 sene önce evlenmiş olmasına rağmen evliliğin tüm büyüsünün kaçtığına inanmaktadır hatta eşini tanıyamamaktadır.

Japonya’da bir başlarına kalan bu iki insan Japonya’nın haddinden fazla hızlı yaşantısı ve bir türlü anlayamadıkları dilleri arasında kendilerini yitirirler. Bir Konuşabilse olarak çevrilen filme bu ismi veren tahminen Bob’un reklam için çekim yaptığı sırada yönetmen ile bir türlü anlaşamayışıdır. Fakat ben dil faktörünü geçip bu kayıp olma durumuna göz kırpmak istiyorum.

lost-in-translation-scarlet-johannsonn-izle

İki karakter de kendi ilişkilerinin içinde yok olmuşlardır. İkisinin de yanlarında arkadaşları ya da dostları yoktur.  Yataklarının diğer tarafı boş, akşam yemeklerinde otelin kalabalığının içinde yine de yalnızlardır.  Bob ve Charlotte’un bu mutsuzlukları onları buluşturan nokta olur. İlk defa  birbirlerinin yanında uyumayı başarırlar. Tüm film boyunca hadi artık öpüşün, sevişin, bir şeyler yapın hissine kapılsanız da onların konuşmalarını bile en aza indirgeyerek yaşadıkları daha doyurucu gelir.

Filmi izlerken aklıma gelen küçük bir ayrıntı ise şöyleydi; birbirleri ile hatta etrafındaki kişiler ile konuşamayan bu iki yitik karakterin iç seslerini duyabilseydik belki de daha iyiydi fakat sonrasında tekrar düşündüm de onları anlayamamak, yapacakları hareketleri kestirememek daha doğruydu çünkü onlar da aslında ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlardı. Kocaman, rengarenk ve hızlı bir şehrin ortasında iş amaçlı yapılan iki gezinin tam da göbeğinde kalan Charlotte ve Bob otel odası sınırları içinde yeni bir yaşam yaratmayı başardılar. Aslında onların ilişkileri iki sebzenin ya da meyvenin yan yana çürürken üzerlerini kaplayan küf gibiydi. Dağılması kolay fakat iki nesneden de bağımsız bir yaşam formu.

Lost In Translation – Bir Konuşabilse Trailer

Reklamlar