Etiketler

, , , , , , , , , ,


Uzun zamandır yazı yazmadıktan sonra bir anda bir blog açıp yazmaya başlamak beni zorlayacak gibi göründü ilk başta. Sonra dedim ki “Öznur aldın mı bir kere hızını zaten sen de kelimeleri tutamazsın.”. Gayet güzel demişim sanırırm, en azından anlatacak şeylerim var, masallarım var hikayelerim var.

Bundan bilmem kaç sene önce – hesaplamak zorunda bırakmayın işte beni – bir hikaye yazmıştım, Darüşşafaka’nın düzenlediği kısa hikaye yarışmasına yollamıştı Edebiyat hocası. Birinci olmamıştı ama en azından sıralamaya girmişti, kitapta basılmıştı. O zamandır yazı yazmıyordum.

Yani yazdım aslında, bir sürü mektup yazdım mesela. En sevdiğim insanlara. “En”lere. Ama onların haricinde oturup da bir yazı yazmak gelmemişti içimden.

Kısa bir giriş yazısı olsun  istiyorum aslında. Yılmaz Özdil gibi de amma çok boşluk bıraktım. Olsun, iyidir. Okuru yormazsan kendin de yorulmazsın. -Yazar burada büyük kitlelere sesleniyormuş havası yaratmaya çalışıyor. – [O hava da ne işe yarayacaksa artık]

Buraya izlediğim filmler hakkında yorumları yazacağım, okuduğum kitaplar, gezdiğim yerler, keşfettiğim yeni mekanlar, edindiğim arkadaşlar, kaybettiğim arkadaşlar, kaybettiğim taraflarım vs. Bir de arada bir sağlam sosyal medya göndermelerim olacak. Ayık olun derim. -Sert kal taviz verme gibi bir slogan bulmam lazım, üzerine düşüneceğim.-

Reklamlar