Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


masal mufettisiHafta sonlarını sanat aktiviteleri ile doldurmayı seven birisi olarak geçtiğimiz hafta sonunda Masal Müfettişi’ne gitmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Fername’nin son 3 sezondur oynanmadığı haberini aldıktan sonra büyük yara almıştım keza. Böyle bir haberi beklemiyordum, her şey benim oyunun gelmesini beklemem ve oyunun gelmesi üzerineydi. Meğerse Fername yok imiş, onun yerine artık Masal Müfettişi var imiş.

Ferhan Şensoy’un tek kişilik gösterisi olan Ferhangi Şeyler’den sonra sahneyi oyuncular ile dolu görmek insanı mutlu ediyor ilk olarak. Ses Tiyatrosu’nda birden fazla ses yankılanacağını iyi biliyorsunuz yani.

Masal Müfettişi her zamanki gibi Ferhan Şensoy’un muhalif kaleminden çıkmış bir eser. İleri demokratik bir güldürü olarak adlandırmış oyununu. Zaman öyle bir zaman ki artık masallar da denetleniyor, masal müfettişleri istediği anda masalın ortasına zart diye giriyor, dan diye çıkıyor. Masalın müfettişi mi olurmuş diye sormayın, Ferhan Şensoy nasıl bir zamanda yaşadığımızı hangi diktalar altında olduğumuzu çok iyi biliyor. Var işte, masalın da müfettişi var. Dergilerin de karikatürün de müfettişi var.

Ferhan Şensoy’a bu oyunda Serap Günaydın, Ali Çatalbaş, Pınar Alsan, Elif Durdu, Orkun Akyıldız ve Ferhan Şensoy’un kızı Ferhan Şensoy eşlik ediyor. 🙂 Oyunun büyük bir bölümünde M. Ferhan Şensoy ve baba Ferhan’ı görüyoruz. Sevdiği oğlanı kaçırmak isteyen ama başına gelmedik kalmayan bir kent prensesi gibi M. Ferhan Şensoy. Aslında prenses de değil sanki, bildiğimiz ağzı bozuk hafiften agresif Türk kızı. Tabii aralarda iPhone’u çalıp da Selen’e sahnede olduğunu söylediği anlar dışında.

Dönem eleştirisini İsmail Dümbüllü’den ve Münir Özkul’dan aldıktan sonra yaldır yaldır devam eden Şensoy, Masal Müfettişi’nde hem masalın dedesi hem de diktatör bir kralı canlandırıyor. Her yer altından, telefonlar “Kralımız çok yaşa.” diye çalıyor. Ferhan Şensoy bu oyununda nelere laf sokuyor? Öncelikle masal geleneğinin sona ermesi, bunun yerini teknolojinin farklı boyutları alması. Sahnenin ortasında çalabilen telefonlar varken örneğin bir anda salonun içinde gerçekten birisinin telefonu çalıyor. Sinemada ya da tiyatroda olduğunu unutanlar gibi her gösteride. Her gösteride Ferhan Şensoy uyarırken hem de. Kayıt ve kuyut almayınız, telefonunuzu kapatınız. Lütfen deyince üzerinize alınmıyorsunuz diyor bir de halbuki.

Eleştiri oklarından nasibini alan bir diğer konu RTE. Tayyibaşkan’a değdirirken güzel güzel Ferhan Şensoy gerçekleri görmek istemeyenlerin gözüne gözüne sokuyor gerçekliği.

Ergenekon’u da unutmuyor Ferhan. Ulan Mustafa Balbay neden içeride? derken salondan bir alkış sesi yükseliyor.

Başka kimler yok ki sahnede, Ali Ağaoğlu, Bülent Arınç, Keloğlan, Kel anası, Hansel, Gratel, ufolar. Ortaoyuncular sahnesinde La Fontaine’e de yer var. Ortaoyuncular’da bir sürü kahramana yer var.

Oyun sahnelenirken bir anda lal kesiliyor bir anda kahkahalar atıyorsunuz ancak bir şeyler de eksik gelmiyor değil. Ferhan Şensoy’un gençliği eksik, Erol Günaydın’ın sesi, Derya Şensoy’un paniği eksik. Özlüyoruz vesselam. İçinden Tramvay Geçen Şarkı, 40 Ambar Gece Tiyatrosu’nu izledikçe…

ferhan

Reklamlar