Etiketler

, , , , , , ,


Amerikan Kültürü ve Edebiyatı denildiğinde ilk akla gelen garabetlerden birisidir Edgar Allan Poe. Öncelikle bir garip adamdır tipinden dolayı. Hem kargalara düşkündür. Ölüm ile sık sık dalga geçer. Hep bir karanlıktır anlattığı şeyler. Uçan hayaletler, yıkılan evler, gömülü insanlar. Edgar Allan Poe Gotik Edebiyat’ın Amerika süvarisidir. The Fall of the House of Usher’da da aynı teknikleri ve konsepti kullanmıştır.

The Fall of the House of Usher anlatıcımızın Roderick Usher’dan bir mektup alması ile başlar. Anlatıcımız uzun zamandır görüşmediği arkadaşından mektup aldığı için tedirgin olduğunu belirtir. İlk başta gitmek istemese de kardeşinin ölümünden bahsederek anlatıcıyı evine davet etmiş olur. Anlatıcı yola çıktığında ilk olarak evi uzaktan inceler. Bir garip değişik bir evdir bu. Sanki cinler ve periler tarafından korunmaktadır. Usher ile buluştuklarında anlatıcı Usher’ın kardeşinin öldüğünü öğrenir ve birlikte kardeşini aile mezarına gömerler. Aradan zaman geçer fakat ortalıkta gergin bir hava vardır. Usher çok korkmaktadır, neredeyse keçileri kaçıracaktır. Anlatıcı ona bir hikaye okumaya başlar. Bu okuduğu hikaye ile Usher’ı rahatlabileceğini düşünür fakat hikaye gerçek boyutlara varmaya başlar. Birden kapılar çarpar, her şey yıkılmaya yüz tutar. O anda gömmüş oldukları Madeline’i kapının önünde duruken görürler. Anlatıcı Madeline’i gömdüklerine emindir. Madeline kardeşinin üzerine yürür ve Usher’ın üzerine düşer. O noktada ikisi de ceset olmuşlardır. Anlatıcı da oradan topukları bir tarafına vura vura kaçar. Evi uzaktan izlediğinde ise evin tamamiyle yıkıldığını, o anda ortaya bir insan yüzü çıktığını, daha doğrusu evin bir canlı gibi karakterize edildiğini görür.

Roderick entelektüel ve kitapkurdu bir adamdır fakat en büyük problemi gerçek ile hayal dünyasını birbirinden ayıramamasıdır. Kardeşinin sahip olduğu fiziksel hastalık ile Roderick’in sahip olduğu zihinsel hastalık birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Bu kardeşler hem karın bağı ile bağlanmışlardır (ikizlerdir) hem de birbirlerini tamamladıkları için ruhen tamamlamış olurlar.

Kısa hikayede bulabileceğimiz en önemli unsurlar Gotik hikayede bulabildiklerimizdir: perili ev, ürkütücü çevre, nedeni belli olmayan hastalıklar.  Aynı zamanda evin nerede olduğunu da tam belirtemeyiz. Hikaye destekleyici bir açıklama yapılmadan anlatılır. Usherların evinde gerçekleşen değişimden haberdar değilizdir. Poe öyle klostrofobik bir dünya yaratır ki bu dünyada karakterler hareket edemez. Oldukları yerde kalmak zorunda kalırlar. Aynı zamanda Poe’nun yarattığı bu dünyada biz de kendimizi sıkışmış hissederiz. Okurken farkına varmadan gerilir, farklı sonlar bekler hale geliriz.

Split identity olarak anlatabileceğimiz “kimlik karmaşası / ayrışması” The Fall of the House of Usher’ın en önemli noktalarından bir tanesidir. Roderick hafiften sıyırmış bir adamdır. Mental rahatsızlığı onu bu ayrıma götürmüştür.

Madeline ise hem ölü hem canlı bir kadındır. Kardeşi tarafından katatonik bir felç sırasında ölmüş gibi gömülmektedir fakat bir sahne sonra Madeline’i canlı olarak görürüz. Aslına bakarsanız Madeline’in ölü ya da diri olduğu hakkında kesin bir yargıya varmamız mümkün değildir. Aynı şekilde ağabeyinin delilik boyutları da oldukça ilgi çekicidir. Evin yıkılışı ve ortadan kalkışı Roderick’i sembolize eder.

Burada bahsetmediğimiz fakat genel olarak Poe külliyatında bulunan bir diğer tema ise bu hastalıkların kalıtsal olduğudur. Geçmişe dair bilgi vermese de biz bu deliliğin ailenin bir yerinden geldiğini oldukça iyi biliriz.

Poe gizli işlerin adamıdır. Evi bir insan gibi çöktürebilecek yapıdadır. Bu yüzden ev ikiye ayrıldığında Madeline ve Roderick olarak görmek yersiz olmayacaktır.

Reklamlar