Etiketler

, , , ,


Madem bir Tezer Özlü’dür tutturdum ve devam ediyorum o zaman Zaman Dışı Yaşam’ı okumadan geçemezdim. Tezer Özlü gördüğüm gibi satın alma hastalığını yakalanmış olmalıyım ki bu sefer tongaya düştüm.

Efendim efendim, ön kapağında “senaryo” yazan bu kitabı tamamen özgün bir senaryo olarak düşünerek satın aldım fakat ikinci sayfasına bakma nezaketinde bulunsaymışım her şey ortaya çıkarmış.

Tezer Özlü kendi yazılarından yola çıkarak yazmış bu eseri. Çocukluğun Soğuk Geceleri, Kalanlar ve Yaşamın Ucuna Yolculuk’tan parçalar bulduğum bu senaryoyu okumak kısa süreli bir hatırlama yarattı bende. Olayları hatırlıyordum, cümleler de birbirine benziyordu. Yine de Cesare Pavese’nin sözlerini okuyor olmak hoş tuttu gönlümü.

Cesare Pavese ile bu kadar kendini özdeşleştirmesi, sırf onun intihar ettiği odayı görebilmek için İtalya’ya gitmesi ve tamamen özgür bir kadın olarak hareket etmesi Tezer Özlü’de sevmekten vazgeçmeyeceğim özellikler.

Fakat sabahtan akşama kadar Tezer Özlü okumaya kalkmayıvereyim, boğuluyorum. Yapıma ters benim bu kadar çok yoğun depresyon hissetmek. Bünyeme aykırı. Tezer Özlü bende sürekli kaldığım, artık tamamen kendi kokumun olduğu kapalı bir odayı çağrıştırıyor artık. Keşke camları ve kapıları açmayı deneseymiş Tezer de. En azından bir çıkış olabileceğini görürmüş. Zaten asıl mesele çıkış görmek istememesi fakat bendeki de umut işte.

En başında daha hikayenin yani daha yeni yeni Tezer Özlü oluyorken neler yaşadın, neden yaşadın da böyle oldu hayatın? Bunları anlattın hep kitaplarında ama sanki eksik, sanki bir şeyler daima eksik. Ne diyelim, göğe bakınız orada Turgut Uyar’la ya da Pavese’yle.

Reklamlar