Etiketler

, , , , , , , , , , ,


now i’m a man,
made twenty-one,
you know baby,
we can have a lot of fun.

i’m a man,
i spell m-a-n…man.

Bir adamın filmlerini kayıtsız şartsız sevebiliyorsanız ya o adamı çok seviyorsunuzdur ya da filmleri sevmeye hazırsınızdır. Guy Ritchie’yi sevmeye başladığınız anda onunla birlikte bir sürü filmi seviyor olursunuz. Evet, kimilerine göre bu filmler hep aynı çevrede toplanmış, senaryo olarak birbirine yakın filmlerdir. Ne fark eder ki? Her zaman tercih ettiğimiz o çikolatanın bundan bir farkı yok. Ben bitteri seviyorum, demek ki daha çok bitteri tercih edeceğim. Yani ben Guy Ritchie imzası seviyorum, demek ki bu adamın filmlerini de bağrıma basacağım.

Guy ile tanışıklığım üniversitenin ilk yılına denk düşüyor. Lock Stock and Two Smoking Barrels ardından Snatch diye başlıyorum izlemeye. Sonra hayatıma bir adam giriyor, hem de uzun zaman çıkmamaya hazırlanmış bir adam. Diyor ki bana “RocknRolla’yı izledin mi?” A-ah!. Ne ola ki? İzlemedim diyorum. Mutlaka izlemelisin diyor. Kabul ediyor, filmi izliyor ve mutluluk üçgen değil beşgen bilemediniz sekizgen oluyorum.

İlk olarak hastası olduğun aksan meselesi tamamen beni filme çekiyor. Ağır aksana maruz kalmaktan hiçbir zaman vazgeçmediğim için -Trainspotting vs- RocknRolla ilaç gibi geliyor. Amanını da İskoç aksanı. Amanını da sert İngiliz aksanı. Yerim yerim, cnm cnm. Daha sonra filmde bulunan adamların etkisi altına giriyorum. Film beni çekmek için birden fazla nedene sahip. Ya şundadır ya bunda, helvacının kızında. Ağız yamukluğunu sevmesem de diğer her şeyini sevdiğim: if you know what i mean, Gerard Butler, Archy rolü ile karizmanın üst mertebelerinde gezen Mark Strong, itlik seviyesinin üst sınırlarında gezen Toby Kebbell. Film gittikçe eğlenceli bir hal alıyor. Guy Ritchie’nin siz Türkler nasıl der ben bilmez, sense of humourı her şeyi gözüme güzel göstermeye başlıyor.

Filmde bir yanda kentin en varlıklı ve ağır babalarından birisi Lenny Cole, diğer yanda herhangi bir sanat eserine saatlerce bakabilecek kafada ve bu mafya babasının oğlu Johnny Quid, işleri hale yoluna koyabilecek coolluğa sahip Archy, her işi bozabilecek ve bunun üzerinden filmi tamamen eğlenceli hale getirebilecek OneTwo, Handsome Bob ve diğerleri…

RocknRolla

Pardon, söylemeyi unuttum: ve Ruslar! =)

Rusları şimdiye kadar sadece birkaç filmde eğlence mantığının dışında gördüğüm için burada koşturan Ruslar ve başlarına gelenlerden özellikle vazgeçmeyeceğim. Spoiler içeren video:

RockNRolla paranın peşinden koşan adamların hikayesi. Rusların da devreye girdiği ve her şeyin bir curcunaya dönüştüğü film. Sırf bu kovalama sahnesi için bile oturup izlenilmesi gerekir. Arabanın içinde birbirlerine savaş ve kavga yaralarını gösteren iki Rus’un konuşmasından vazgeçmek imkansızdır. Johnny’nin salak arkadaşının işleri berbat etme eyiliminden, rock bar sırasında kurşun kalem ile kaş göz yarmanın tadını çıkaran Johnny’e ve tüm film boyunca bir türlü göremediğimiz o tabloya sırt çevirmek… İmkansız!

Filmin sonunda Rock n Rolla’nın bir üçlemenin ilk filmi olduğunu anlıyoruz fakat şimdiye kadar Guy’dan bu konuda gelmiş bir malumat yok. İkinci film bile söz konusu değil. Bir an önce bir şekilde devam etmeli diye düşünüyorum. Havada kalan soruların olduğu kesin.  Archy’nin tam olarak ne ayak olduğunu, One Two ile Handsome Bob arasında bir şeylerin geçip geçmeyeceğini :kaş uu beybi, öğrenmemiz şart.

Hızlı akış, soundtracklerinin de dolu dolu oluşu ile RocknRolla Öznur Doğan’dan yıldızlı aferin almayı başarıyor. Filmi ben izleyeli aradan 3 sene geçmiş. Hala durup durup I’m a Man‘i, Rock n Roll Queen‘i zevkle dinliyor, arada kendime:

There’s no school like old school, and I’m the fucking headmaster. diyorsam, vardır bir bildiğim.

Archie: People ask the question… what’s a RocknRolla? And I tell ’em – it’s not about drums, drugs, and hospital drips, oh no. There’s more there than that, my friend. We all like a bit of the good life – some the money, some the drugs, others the sex game, the glamour, or the fame. But a RocknRolla, oh, he’s different. Why? Because a real RocknRolla wants the fucking lot. “

Johnny Quid: You see that pack of Virginia killing sticks on the end of the piano? 
Pete: Yes. 
Johnny Quid: All you need to know about life is retained in those four walls. You will notice that one of your personalities is seduced by the illusions of grandeur – the gold packet of king size with a regal insignia, an attractive implication towards grandeur and wealth, the subtle suggestion that cigarettes are indeed your royal and loyal friends, and that, Pete, is a lie. 
Johnny Quid: Your other personality is trying to draw your attention to the flip side of the discussion, written in boring bold black and white, it’s a statement that these neat little soldiers of death and in fact trying to kill you and that, Pete, is the truth. 
Johnny Quid: Oh, beauty is a beguiling call to death and i’m addicted to the sweet pitch of its siren. 
Johnny Quid: That that starts sweet ends bitter, and that which starts bitter ends sweet. 
Johnny Quid: That is why you and i love the drugs and that is also why I cannot give that painting back. now please, pass me a light. 
Pete: Oh you are something special, Mr johnny quid. “

RocknRolla Trailer

Reklamlar