Etiketler

, , , , , , ,


Hepimizin içinde bir sadist vardır. Sade’ı severiz, Marquise de Sade’dan ötürü.

Evet, kulağa biraz garip geliyor fakat hepimiz aslında bir kuple de olsa sadistiz. Var olan sadistliğimizi belki de maddesel olarak gerçekleştirmiyor, hardcore seks partileri vermiyoruz (tabii burası çok bireysel bir konu) fakat manevi olarak sadizme çok yatkınız. Sevdiğimiz adam ya da kadın bizimle birlikte olmadığında o da üzülsün diye düşünüyoruz. Sahip olmadığınız arabalar ve evler için hafif hafif ne kadar bastırmaya çalışsak da “ah ulan, hep bu hödüklerde oluyor bu paralar” minvalinde şeyler düşünüp gerim gerim geriliyoruz. Küçük bebekleri severken önünü alamayıp ısırıyor, garip bir şekilde “ben bunu şimdi biraz hırpalasam kesin ağlar, ağlatsam mı acaba?” diye düşünüyoruz.

quills-izle-sadizm-sadist

Bildiniz! Bingo! İnsan iç güdüsel olarak kötüye evrilmeye hazır bir varlıktır. Şimdiye kadar izlediğiniz tüm Sır Kapısı, 5. Boyut, 7. Göz programlarını rafa kaldırabilirsiniz. Unutun, hatta beyninizin en ufak bir hücresini bile bunların adını dahi hatırlamamaya programlayın.

Marquis de Sade’ın da bahsettiği olay bu. Adamın bir yarası mevcut değil, kimseye gıcık da değil -düzen dışında-. İç güdülerini bastırmamayı kendine düstur edinmiş bir adam. Korkutucu geliyor bu yüzden tüm otoritelere. Öncelikle bu tarz şeyleri düşünebilen bir insan sağlıksızdır diye tıkıyorlar deli hastanesine fakat dahilik ile delilik agresiflik ile naifllik arasında gidip gelen, toplumun olmaktan korktuğu fakat onların başarı ile üstlendiği bu delilik ve deliler sanki bir vebaymış, bilemediniz ince hastalıkmış gibi işleniyor.

Quills’i izlememin nedeni bir arkadaşımın “Oha süper filmdi!” demesi. Bu film hakkında iyi yorum yapanların da kesin sadist gözü ile görülebileceği bir toplumda olduğumuz için hemen izledim filmi. Zaman kaybetmedim. Ve iyi ki izlemişim.

Bir delinin, daha doğrusu bir akıllının sınırsızlığını görmek, yazma ihtiyacının, insanlara ulaşma ve içindekileri anlatma isteğini sınırlandırılamayacak bir gerçek olduğunu görüyoruz bu sayede.

Sadizmi insan hayatının içine eken bu adam seksi de daha dışavurumcu bir hale getiriyor. Bu yüzden Marquis de Sade’ı Google görsellerinde aradığınızda önünüze görmeye alışık olmadığımız / olduğumuz görüntüler çıkıyor.

Quills’in beni bu kadar etkilemesi delilik üzerine söylenenleri kabul etmememden kaynaklanıyor olabilir. O akıl hastanesindeki herkes deli olamaz çünkü!

Quills’i izleyin efendim, sonra film boyunca Marqius’nin yaptığı muzurluklara ve sözüm ona kötülüklere nasıl empati ile baktığınızı görün, içinizdeki sadisti keşfedin.

İyi yolculuklar.

Quills Trailer

Reklamlar